WebNovels

Chapter 3 - Bölüm 3

[Yer: Kutsal Tapınak – Acemi Alanı]

Rick, taş zeminin üzerinde ağır ve emin adımlarla yürüyordu. Gözleri, sıraya girecek acemilerin her hareketini dikkatle tarıyordu.

Her adımı taşların arasındaki boşluklardan yankılanıyor, sessizliği daha da gergin hale getiriyordu. Taş duvarlara vuran ışık, gölgelere derinlik katıyor, tünelin karanlığına sanki bir canlı varmış gibi bir his veriyordu.

Rick : Şimdi, ismini söylediklerim benim olduğum sınav alanına gidecek, ama önce düzgün sıra olun.

Herkes sıraya girerken, Vals Jack ve Enzo'yu yerden kaldırmakla meşguldü. Onların üzerindeki toz ve hafif yorgunluk izlerini silerken, her hareketinde tecrübeli bir gardiyan duruşu vardı. Diğer acemiler de sıraya geçmeye çalışırken, bazıları heyecanla, bazıları ise endişeyle nefeslerini tutuyordu.

Rick : Şimdi başlayalım, Peter Fitness? Burada mı?

Peter : BURADA!?

Peter Fitness, kendinden emin ve meydan okuyan bir tavırla duruyordu. Kızıl saçları ve siyah giysisi, onun üstünlük iddiasını yansıtıyordu. Kasları gözle görülür şekilde belirgindi ve boyu, 2,10 ile sıradakilerden bariz şekilde uzundu. Her hareketi, çevresindekilere adeta "ben buradayım" mesajı veriyordu.

Rick : Tamamdır, Luna Shadows?

Luna : Burada.

Luna Shadows, siyah-gri karışımı saçları ve full siyah giysisiyle karanlık bir gölge gibi duruyordu. Herkesten üstün olduğunu hissediyordu ve bunu saklamaya hiç gerek duymuyordu. Gözlerindeki keskin bakış, çevresindekilere adeta bir uyarı gönderiyordu: "Güçsüz olanlar dikkat edin."

Rick : Hm hm. Mark Silencer?

Mark : Burada.

Mark Silencer'in mavi saçları, turuncu giysisiyle zıtlık yaratıyordu. Bir tık utangaç ama nazik bir tavrı vardı. Ellerini cebinde sıkıştırmış, gözlerini yere dikip etrafı dikkatle inceliyordu. Onun duruşu, sessiz ama güçlü bir gözlemci izlenimi veriyordu.

Rick : Rose Flowend?

Rose : Buyrun?

Rose Flowend'in pembe saçları ve kızıl giysisi, diğerlerinin arasından hemen fark edilmesini sağlıyordu. İlahi iyileştirme Tekniği, onun yanında duranlara hem güven hem de hayranlık veriyordu. Aşağılamayı sever, ama saygılı birine de saygı gösterirdi. Onun gözlerinde zekâ ve biraz da kibir vardı.

Rick : Enzo Glory?

Enzo : Yerden yeni çıkmış şekilde burada.

Enzo Glory, siyah saçları ve enerjik duruşuyla etrafına ışık yayıyordu. Her zaman hareketli, her zaman hazır ve komikti. Yakın olduğu kişilere saygısı sınırsız, diğerlerine ise meydan okuyordu. Boyu ve enerjisi, onu kalabalık içinde hemen fark edilir kılıyordu.

Rick : Harry Bloodhood?

Harry : Burada.

Kızıl ve siyah karışımı saçlarıyla Harry Bloodhood, karanlık ve ürkütücü bir izlenim veriyordu. Kan kontrolü Tekniği, onun yanında dururken bile adeta küçük bir tehdit yayıyordu. Duruşu ve gözlerindeki sert ifade, sınıfın sessizliğine uyum sağlıyordu.

Rick : Jack Horizon?

Jack : Merhaba.

Jack Horizon, saygılı, saf ve nazik bir aura yayıyordu. Henüz 21 yaşındaydı ama olgun tavırları ve dikkatli bakışları, onu diğer acemilerden ayırıyordu. Hafif mavi-morumsu saçları ve mor gözleri, tüy gibi hafif bir gizem katıyordu.

Rick : Michael Southwoods?

Michael : Burada, gözetmen.

Michael Southwoods, kahverengi saçları ve mor-siyah giysisiyle güven verici bir duruşa sahipti. Yer çekimi kontrolü Tekniği, ona hem stratejik avantaj sağlıyor hem de yanında duranları koruyacakmış gibi bir his veriyordu. Korumacı, saygın ve saf bir karakterdi.

Rick diğer öğrencilerin isimlerini saymayı bitirdikten sonra gözüne en güçlü gelenleri topladı. Vals diğer öğrencileri aldı, Rick ise Michael, Rose, Harry, Enzo, Jack, Peter ve Mark, Luna'yı topladı.

Yoklamadan sonra bütün katılımcılar sıraya geçerek, taş tünelin sonuna doğru yürümeye başladılar. Her adım, yankılanan taşların sesiyle birleşiyor, kalplerdeki gerilimi artırıyordu. Rüzgar, tünelin taş duvarlarından uğuldayarak geçiyor, acemilerin saçlarını savuruyor ve nefeslerini daha belirgin hale getiriyordu.

Jack : Afedersin… Gözetmen?

Rick arkasına dönerek hafif bir gülümseme ile:

Rick : Ne oldu Jack?

Jack, bir tık çekinir ve sorar:

Jack : Şu anda nereye gidiyoruz?

Rick : Merak etme, şimdi cevabını alacaksın.

Tünelin sonunda açılan alan, geniş ve heybetli bir meydanı andırıyordu. Yüksek taş duvarlar, sınavın ciddiyetini hissettiriyor, zemindeki ışık oyunları gölgeleri daha dramatik hale getiriyordu. Michael arkalarına geçerek alanı dikkatle inceledi.

Michael : Fazla geniş değil mi?

Rick hafifçe gülümser:

Rick : Basit bir nedeni var aslında.

Luna merakla sorar:

Luna : Nedeni aşırı güçlü bir acemi geldiği için miydi?

Rick : Yani sizin için değil… pardon, bu alan sizin için ama birisi önceki alanı yıktı.

Harry : Arthur Violend… onun yüzünden değil mi?

Rick, şaşkınlıkla başını salladı:

Rick : Vay, direk bildin… Neyse, dediği gibi Arthur Violend yok etti.

Arthur Violend, acemi iken dahi sayılan bir yetenekti. Daha o yaşta yüksek sıralama gardiyan seviyesine erişmiş ve dünyadaki en güçlü kişilerden biri haline gelmişti. Onun Tekniği: Güneşin Alevi, bizzat Güneş Tanrısı'nın kılıcı ve alevini kullanarak yıkıcı bir güç oluşturuyordu.

Enzo : Yüce Arthur daha acemi iken efsane güçlüymüş diye duydum.

Jack : Dehalar fena oluyor.

Michael arkalarına geçerek uyarır:

Michael : Deha diyemezsin bile.

Jack ve Enzo korkudan irkilir.

Enzo : Hey! En azından haber verip söyle.

Michael : Pardon…

Jack, kısa bir süre üzülür ama sonra:

Jack : Bazen olur, sıkıntı değil bence. Sen ne diyecektin?

Michael mutlu bir şekilde anlatır:

Michael : Arthur Violend herkesin "dahi, deha ve hiper zeka" dediği biriydi. Ne kadar doğru olursa olsun, asıl gücünü Tekniği sağlıyordu. Güneşin Kılıcı, onun alev gücünü güneşten alıyordu.

Jack : O kadar güçlü olduğunu bilmiyordum ve ilk kez duyuyorum.

Enzo ve Michael durur, birkaç saniye Jack'e bakar.

Enzo : Ben mi yanlış duydum yoksa sen ilk kez Arthur Violend'in varlığını öğreniyorsun?

Michael : Evet, sanırım ben de yanlış duydum.

Jack : Yani geldiğim yerde pek gardiyanlar ile ilgili bilgi gelmez.

Enzo ve Michael aşırı derece şaşkın kalır.

More Chapters