WebNovels

Chapter 1 - Bölüm 1

Çok ama çok önceden, insanlık normal bir hayat sürüyordu. Sokaklar kalabalık, parklar çocuk kahkahalarıyla doluydu. Akşam olduğunda şehir ışıkları gökyüzüne yansıyor, insanlar işten evlerine dönüyor, gündelik rutinlerine devam ediyordu.

Kimse, yer altından gelecek korkunç yaratıkların hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini tahmin edemezdi.

Ama bir gün, yer altından bilinmeyen yaratıklar çıktı. İlk başta sessizdiler; gölgeler gibi kayıp gidiyor, gözlerinde yalnızca açlık ve dehşet parlıyordu. İnsanlar çığlıklar atarak kaçıyor, kaos şehirleri sardı. Alevler yükseliyor, sokaklar bilinmezlik ve korkuyla doluyordu.

Onlar dost canlısı değildi; tek istedikleri kan, dehşet ve yemekti.

Ama bazı cesur ve uyanış geçirmiş kişiler, bu yaratıkların önüne dikildi. Onlara Gardiyanlar deniyordu. Bu unvan sadece bir isim değildi; insanlığın umudu, karanlığa karşı duran bir kalkan olmuşlardı.

Gardiyanlar savaşırken, insanların çoğu güvenli yerlere çekilmiş, gözlerini korkuyla kapatmıştı. Eğer Gardiyanlar olmasa, insanlığın sonu çoktan gelmişti.

Bu kahramanlar, gelecekte yaşanacak felaketleri beklemek için kutsal tapınaklar inşa etmişti. Taşlarla örülmüş devasa yapılar, yalnızca ibadet için değil, tehlikeli bir dünyaya karşı birer gözetleme noktasıydı.

Rüzgar tapınakların kemerli girişlerinden uğuldayarak geçiyor, geceyi daha da ürkütücü hale getiriyordu. Yapraklar hışırtıyla sallanıyor, uzaklardan gelen baykuş çığlıkları ortama ayrı bir gerilim katıyordu.

[Tarih: 3119 – Kutsal Tapınak yakınları]

Ay ışığı taş zeminlere düşerek gizemli bir parıltı oluşturuyordu. Soğuk rüzgar saçları savuruyor, elleri titreyenler nefeslerini tutuyordu.

Bir anda hızlı adımların sesi yankılandı; ardından bir çarpma sesi.

- - - : (Yere düşmüş şekilde) Ouch!? Dostum, biraz dikkat etsen olmaz mı?

Bir kişi hızla eğilip yere düşen eşyaları topluyordu. Gözleri endişe doluydu, elleri titriyordu. Ay ışığı onun yüzüne düşerken, ter damlaları parlıyordu. Her nefesi, gecenin sessizliğini böler gibiydi.

- - - : (Üzgün) Pardon, yetişmem gereken bir yer vardı…

Karşısındaki kişi dikkatle baktı, gözlerinde hem merak hem de hafif bir şüphe vardı.

- - - : Yoksa… sende mi Gardiyan seçimlerine katılacaksın?

- - - : (Şaşkın) Nasıl bildin?

- - - : Huuuh… Çünkü kim yanında bıçak ve katılımcı rozeti taşır ki…

Jack hafifçe gülümsedi ve üstündeki tozu silkerek doğruldu.

Jack: Mantıklı… Neyse, benim adım Jack Horizon, senin adın ne?

Jack Horizon'ı görenler onun farklı olduğunu hemen fark ederdi. Hafif mavi-morumsu saçları, mor gözleri, siyah ceketi ve kot pantolonu, onu kalabalıktan ayırıyordu. Boyu 1,85 ve 20 yaşında olmasına rağmen olgun bir tavrı vardı; her hareketi dikkatli, her bakışı derin bir anlam taşıyordu.

Enzo: Benim adım Enzo Glory. En güçlü Gardiyan olmak için gidiyorum.

Enzo Glory ise tam zıttıydı; siyah saçları, 1,91 boyu ve bazen sarı-mavi renkli giysileriyle kendi ışığını taşıyor gibiydi. Yaşı 32 olmasına rağmen enerjisi hiç tükenmiyordu.

Enzo: Tanıştığıma sevindim, Jack.

Jack: (Mutlu) Ben de tanıştığımıza sevindim.

Ama Enzo birden durdu, kafasında eksik bir parça varmış gibi düşüncelere daldı.

Enzo: (Sanki… sanki önemli bir şeyi unutmuşum gibi hissediyorum…)

Gözleri bir anlığına uzaklara kaydı.

Enzo: (Gergin) Jack, saat kaç?

Jack: (Çok gergin) Saat 11:57!

Enzo'nin gözleri açıldı, nefesi hızlandı. Kalbindeki tedirginlik her an artıyordu.

Enzo: (Çok gergin) Koşmamız lazım!

More Chapters