WebNovels

Chapter 3 - Bölüm 3: Eğitim alanı

Bir başka gün Shun sabah sabah çanta toplamaya başlamıştı. Izumi ne olduğunu bilmiyor ve anlamdıramıyordu. Yeni uyanmıştı, sersemdi.

"Sen de hazırlansan iyi olur. Eğitim alanına gideceğiz." Shun Izumi'yi böylece davet etti.

Izumi de bir bozerdi. Shun kendini geliştirmeye devam ederken o öylece oturamazdı. Ancak nereden başlayacağını bilmediği için Aru evinde kaldığı bu bir haftalık süreçte bir kez bile eline kılıç almamıştı.

Almak istemediği için değil. Ne mana kullanmayı, ne kılıç tutmayı. ne de bunları öğrenmeye nerden başlayacaktı bilmiyordu.

Kendi çantasını gerekli kıyafetler, havlu, su gibi basit eşyalar ile doldurdu. Ardından çıktılar ve yaklaşık yirmi dakika boyunca yürüdüler.

Güneş hala yeni yeni doğuyordu. Saat en fazla sekiz veya dokuz olmalıydı.

Shun Izumi'yi bir ulaşım merkezine getirmişti. Her yerde at ve renkli yer ejderlerine bağlanmış araçlar bulunuyordu. Atlar düşük sınıf kesim içindi ancak Shun ve Shiki soylu olmasalar bile varlıklı bir aileden geliyorlardı.

Yer ejderlerinin beygir gücü atlara kıyasla çok daha fazla olduğu için Shun bir tanesini sürücü ile beraber kiraladı ve eğitim alanına gitmeye başladılar.

Yol oldukça uzundu. Güneş neredeyse tepedeydi, öğlen olacaktı ancak hala varamadılar. Bunun birçok farklı sebebi vardı ancak ana nedeni bozer sayısının büyük oranda azınlık olmasından kaynaklı eğitim alanının çok fazla bulunmuyor olmasıydı.

Farklı yerleşim yerlerini geçtikleri zaman bulundukları imparatorluk olan Imperium'un üçüncü başkenti Aurelium'a kadar gelmişlerdi.

Ejder arabasının camından dışarı baktıklarında ikisinin de dikkatini devasa surlar çekmişti. Başkentin tam ortasında daire şeklinde surlar inşa edilmişti.

"O da ne?" Izumi kafasını yana eğip bu soruyu yöneltti.

"Muhtemelen soylular için ayrı bir yaşam alanı açılıyor. Bizi resmen değiştiremeyeceğimiz sebeplerden dışlıyorlar. Açıkçası hepsinden nefret ediyorum."

Shun bu açıklamayı yaparken yüz ifadeleri hiç değişmedi. Hala küçük bir tebessüm ve sempatik duran hafif kısık kızıl gözleri ile Izumi'nin soluk mor gözlerine doğrudan bakıyordu.

Izumi Shun'un bu her zaman neşeli atmosferine alışmıştı artık. Başta tuhaf hissetse de şuan her şey çok daha normal hissettiriyordu.

Güneş biraz daha ilerlediğinde sonunda ejder arabası durmuştu. Shun, sürücüye bir kese altın verdi ve arabadan ayrıldılar.

"Buraya tam olarak neden geldik?" Izumi şaşkındı. Evde de çalışabiliyor olan Shun neden bu kadar yolu gelmişti.

"Buradaki bozerlere ihtiyacımız oluyor. Benim tanıdığım birkaç kişi var ve seni de tanıştıracağım." Shun, güven verici şekilde Izumi'ye bu yanıtı verdi.

Birkaç dakika yürüdükleri zaman devasa çimen bir araziye gelmişlerdi. Arazi o kadar büyüktü ki sonunu görmeye sıradan bir insanın gözü yeterli değildi.

Arazinin en tuhaf yanı ise her yerde küçük ışıklar, patlamalar ve insanlar bulunmasıydı. Anlaşılan bu arazi sadık bozerler için bir toplanma alanıymış.

Her biri kendi aralarında ufak miktarda oaldak şekilde gruplaşmış ve idman yapıyorlardı. Arazide biraz dolaştıktan sonra Shun tanıdık olan iki yüz gördü ve koşarak yanlarına gitt.

"Enma! Meruk! Ben geldim!" Biri erkek biri kadın olan iki bozer devasa eğitim alanında bir şey hakkında konuşuyorken onlara doğru koşan koyu kıyafetli çocuğu farkedince konuşmayı bırakıp onu selamladılar.

"Hey, Shun nasılsın?" Eflatun saçlı, uzun boylu kadın Shun'u selamladı.Shun yanlarına çoktan ulaşmıştı ve Izumi ona yetişmek üzereydi.

"İyiyim, hem de çok iyiyim! Her gün eğitim yapıyorum. Çok yakında sarı seviyeye ulaşacağımı hissediyorum. Ah! Izumi'yi de getirdim. Kendisini bilmediğimiz bir nedenden hafızasını kaybetmiş şekilde evimin yakınlarında buldum. Bir haftadır bizimle kalıyor. Onu zaten az da olsa tanıyordun değil mi? Bana kalırsa..."

Shun aşırı heyecanlı ve hayran şekilde durmadan konuşmaya başladı. Anlaşılan bu kişi az önce adını bağırdığı Enma idi.

Eflatun saçlarını arkadan at kuyruğu şekilde toplamış, takım elbiseye benzer bir kombin ile oldukça çekici duruyordu. Shun, Enma ile sürekli konuşurken Izumi de gerçekten havalı duran bu kadını inceliyordu.

Kadının pantalonuna takılı olan, deltoit şeklinde bir çerçeve içinde yarışı sarı yarışı yeşil olan, hafif parlayan tuhaf bir kumaş benzeri madde bulunuyordu.

Bu önceden Shun'un Izumi'ye bahsetmiş olduğu bozer kurdelesiydi. Bu kadın gerçekten güçlü olmalıydı. Shun'un hayran kalması oldukça normaldi.

Izumi gözlerini Enma'nın yanında dikilen gri saçlı adama çevirdi. Alnını ve kulaklarını kapatacak kadar uzun olan dalgalı saçları koyu gri renkli saçları, orta boyu ve dikkat çeken sarı gözleri ile oldukça sevimli duruyordu.

Izumi onun kurdelesini de kontrol etti ve gözleri açıldı. Bu adam, Meruk yeşil seviye bir bozerdi!

Bozerlerin %80 kadarı yeşil seviyeye ulaşamaz veya ulaşamadan can verirdi. Bu adamın yeteneği sadece bakarak bile inkar edilemezdi. Muhtemelen bu alandaki en güçlülerden biriydi.

"Selam." Izumi neredeyse ifadesiz bir surat ile Meruk ile tanışmaya çalıştı.

"Selam."

...

Izumi kendisini çok tuhaf hissetti. Hiç bir şey demeyecek miydi? Bu adam için sadece selam vermek bu kadar tamamlayıcı mıydı?

"Sen gerçekten de güçlüsün, değil mi? Eee... Eğer ki şuan herhangi bir işin yoksa bana kılıç tutmayı ve mana kontrolünü öğretebilir misin?"

Meruk doğrudan mor saçlı çocuğa baktı. İfadesi soğuk değildi ancak samimi de değildi.

Bu esnada Shun ve Enma hala konuşmaya devam ediyorlardı. Genelde neler yaptıkları, nasıl çalıştıkları veya neler yaşadıkları gibi basit konuları birbirlerine anlatıyorlardı.

Shun'un dediğine göre Enma Izumi'yi tanıyordu ancak Meruk için aynı şey söylemek mümkün değildi.

"Kılıcını getirdin mi?" Meruk bu soruyu sorunca Izumi bir an utandı ardından geri yanıt verdi.

"Kılıcım yok, bana bir tane verebilir misiniz?"

Meruk kılıfındaki siyah, mat kılıcı Izumi'ye hafifçe fırlattı ve yakalamasını bekledi.

"Senin olsun, bende çok var." Neden bilinmez bu adam Izumi'ye oldukça nazik gelmişti. Sanki ona böyle basit bir nedenden ötürü bile hayran kalmış gibiydi. Sanki Shun'u daha iyi anlıyordu.

"Teşekkür ederim, usta!" Izumi sevimli gülümsemesini bugün neredeyse hiç ortaya çıkarmamıştı ancak hayranlığını bastıramadı. Resmen bu yeşil seviyeli bozerin öğrencisi olarak kabul görmüştü hem de daha kılıç tutmayı bile bilmiyordu.

"Meruk diye seslen. Senin adın neydi bu arada?" Meruk da ifadesiz yüzünü bozdu ve hafif tebessüm ile Izumi'yi tanışmaya davet etti.

İlk kez gördüğün birisine yardım etmek mi? Meruk gerçekten de nazik biriydi.

"Izumi!" Adını büyük bir öğrenme hevesi ile haykırdı ve saatler sürecek öğrenme aşaması böylece başlamış oldu.

*************************************************

More Chapters