Güneş, sabahın erken saatlerinde Tokyo'nun gökyüzünü yavaşça turuncuya boyuyordu. Ünlü idol Ai Hoshino için genellikle böyle manzaralar, geceden sabaha kadar süren yorucu antrenmanların ya da çekimlerin ardından eve döndüğü anlara denk gelirdi. Ancak bugün farklıydı. Bugün bir istisnaydı. Ai'nin programı boştu. Ne bir röportaj, ne bir prova, ne de bir sahne performansı... Gerçekten nadir rastlanan bir gündü bu. Ve en önemlisi, bu boş gününde yalnız değildi.
Ai, oturma odasında bir fincan kahveyle kanepeye uzanmıştı. Gözleri hâlâ hafif uykulu ama ruhu huzur doluydu. Ruby, pembe pijamaları içinde odada koşturuyor, Aqua ise bir köşede sessizce vakit geçiriyordu. Salon, sabah güneşiyle aydınlanmışken, Miyako Saitou mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Miyako esneyerek, "Böyle günler nadir, Ai... Bari biraz tadını çıkarsan ya?" dedi. Ai kahvesinden bir yudum aldı ama cevap vermedi. Miyako tezgaha yaslanarak başını iki yana salladı ve "İnanamıyorum sana, boş bir günün var, bunu değerlendirmelisin!" diye ekledi. Ai, gülümseyerek başını salladı. "Bugün sadece bir anne ve normal bir genç kadınım," dedi.
Tam o sırada kapı açıldı ve içeri Ichigo Production'ın başkanı, Miyako'nun eşi Ichigo Saitou girdi. Güneş gözlükleri ve sert duruşuyla Ai'ye doğru ilerledi. "Bugün programın boş, değil mi?" diye sordu. Ai hafif bir tebessümle, "Evet... Ne oldu, boş vaktimi değerlendirebileceğim bir iş mi ayarladın yoksa?" diye karşılık verdi. Ichigo derin bir iç çekti. "Tam aksine. Sakın iş düşünme. Sadece annelik yap, olur mu?" dedi. Ai, gülümseyerek başını salladı. "Anne olmak" hâlâ garip bir terim gibi geliyordu ona, ama elinden gelenin en iyisini yapıyordu.
Kapı zili çaldı. Ai kapıyı açtığında karşısında Takamine, Watanabe, Meimei ve Aril'i buldu. Günlük kıyafetleri içinde rahat ve neşeliydiler. Watanabe, "Bugün çalışmadığımız nadir günlerden biri. O yüzden bugün bizimlesin, Bayan Popüler. Haydi dışarı çıkıyoruz!" dedi. Ai gözlerini kırpıştırarak, "Ne? Şimdi mi?" diye sordu. Meimei, "Tabii ki! Senin boş günün nadir bulunur, değerlendirmeliyiz!" diye ekledi. Aril de, "Seninle arayı açmak istemiyoruz, Ai!" dedi. Ai, ekip arkadaşlarına gülümseyerek karşılık verdi. Fuyuko ile yaşadıklarından sonra onlara bazı sözler vermişti ve şimdi ekip arkadaşları bu sözleri hatırlatıyor gibiydi.
Bu sırada Ruby, Ai'nin bacaklarına sarılarak, "Beni de götür!" diye bağırdı. Aqua ise sessizce yaklaşarak, "Ben de gelsem iyi olur," dedi. Ai gülümseyerek onların başlarını okşadı. "Tabii ki gelirsiniz. Tamam... Bugün hep beraber takılacağız!" dedi. Miyako kahkaha atarak araya girdi. "O zaman ben de geliyorum. İki çocuğu ve altı idolü idare etmek kolay değil!" Ichigo kahvesinden bir yudum aldı ve büyük bir iç çekişle, "Size iyi şanslar," dedi.
Tokyo'nun kalabalık caddelerinde dolaşmaya başladılar. İlk durakları bir kafe oldu. Ruby ve Aqua için pancake ve meyve suyu, Ai ve B-Komachi üyeleri içinse kahve sipariş edildi. Takamine gülümseyerek, "Ai, bugün idol değilmişsin gibi hissetmiyor musun?" diye sordu. Ai kahkaha atarak, "Kesinlikle! Bugün sadece bir anne ve normal bir genç kadınım!" dedi. Watanabe, Ruby ve Aqua'ya bakarak, "Senin çocukların olduğuna hâlâ inanamıyorum," diye mırıldandı. Ai gözlerini kısarak, "Neden, idol olan annelik yapamaz mı?" diye cevapladı. Meimei kahkaha atarak Ai'nin ellerini tuttu. "Hayır, hayır. Sadece bazen o kadar ulaşılmaz ve parlak görünüyorsun ki, senin de gerçek bir hayatın olduğunu unutuyoruz," dedi.
Saatlerce kafe sohbeti devam etti. Sonra grup, oyun salonuna gitti. UFO catcher makinelerinde oyuncak kapmaya çalıştılar, birlikte fotoğraf kabininde fotoğraf çekildiler. Ruby ve Aqua anneleriyle ve B-Komachi üyeleriyle vakit geçirmenin keyfini çıkarıyordu. Günün en eğlenceli anları ise lunaparka gittiklerinde yaşandı.
Lunaparka adım atar atmaz Ruby ve Aqua, rengârenk ışıklarla süslenmiş oyun stantlarına koştular. Ai ve B-Komachi üyeleri de onlara katıldı. Ruby, su tabancasıyla hedefleri vurmaya çalışırken Aqua halka atma oyununda dikkatle hedef aldı. Meimei ve Takamine büyük peluş oyuncak kazanmak için çekiç gücü oyununda yarıştı, ama kazanan Ai oldu. Sonra grup korku tüneline girdi. Watanabe, "Korkmam!" dese de içeride en çok çığlık atan o oldu. Ai, Ruby ve Aqua ellerini sıkıca tutarak tünelin sonuna kadar geldiler. Çıktıklarında Ruby, "Hiç korkmadım!" diye böbürlendi, ama Ai onun titreyen ellerini fark etti.
Biraz dinlenmek için lunapark yiyecek stantlarına uğradılar. Pamuk şeker, karamelli elma ve sıcak mısır alıp banklara oturdular. Sohbetler, kahkahalar birbirine karıştı. Ai, çocuklarıyla geçirdiği her anın tadını çıkarıyordu. Son olarak, büyük dönme dolaba doğru yöneldiler.
Güneş batmaya başladığında, Ai, Ruby ve Aqua aynı kabine bindiler. Gökyüzü turuncunun binbir tonuna bürünmüş, şehir ışıkları birer birer yanmaya başlamıştı. Ruby camdan dışarı bakarak fısıldadı: "Ne kadar güzel..." Aqua ise sessizce, "Buraya bir daha gelelim mi?" dedi. Ai onların başlarını okşayarak gülümsedi. "Tabii ki... Ama büyüdüğünüzde buraya tek başınıza da gelebileceksiniz." Ruby ve Aqua'nın gözleri büyüdü. Ai onların küçük kalmasını istese de bir gün büyüyüp güçlü bireyler olduklarını görmek istiyordu.
Dönme dolap en tepeye ulaştığında Ai, içinden sessizce bir dilek tuttu: "Bu anların hep sürmesini istiyorum." Dönme dolaptan indiklerinde, B-Komachi üyeleri, Miyako ve çocuklarla birlikte bir hatıra fotoğrafı çekildiler.
Eve döndüklerinde Ruby ve Aqua çoktan esneyerek uykularına yenik düşmüşlerdi. Ai onları pijamalarını giydirip yataklarına yatırdı. Ruby, gözlerini kapamadan önce fısıldadı: "Anne, bize bir masal anlatır mısın?" Ai gülümsedi ve yatağın kenarına oturdu. Yetimhanede duyduğu bir masalı hatırlayarak anlatmaya başladı. "Bir zamanlar küçük bir yıldız varmış. Kendi ışığını bulmak için gökyüzünde dolaşırmış. Zorluklar çekmiş ama bir gece diğer yıldızlar kaybolduğunda bile o parlamaya devam etmiş. Çünkü o, kendine inanıyormuş."
Ruby'nin gözleri çoktan kapanmıştı. Aqua ise sessizce tavana bakıyordu. Ai, çocuklarının saçlarını okşayarak fısıldadı: "Siz de kendi ışığınızı bulun, tamam mı?" Ve Tokyo'nun ışıkları altında, Ai ve sevdikleri bir günü daha birlikte tamamladı.
Devam Edecek...
