WebNovels

Şark ve Garp [Türkçe-Turkish]

vaeree
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
47
Views
Synopsis
Teğmen Mustafa'nın Büyük Harpte ve 1920'lerin ortalarına kadar yaşadığı olayları ele olan bir roman.
VIEW MORE

Chapter 1 - B1: Cehenneme Giriş

Sıcak bir 30 Haziran günüydü, gündemde bir harbin başlayacağının söylentileri çoktan yayılmıştı hatta artıyordu. Bazı vilayetlerdeki Valiler, bu söylentileri yalanlasa da bölgedeki kışlalarda hazırlık havası vardı. Tüm bunların sebebi 2 gün önce yaşanan Avusturya Veliaht'ına düzenlenen suikastti.

Her zamanki gibi uyanıp Harp Okuluna gittim, oradan da arkadaşlarımla kahvehaneye gidip sohbet ettik. Sonra gazete dağıtan küçük bir çocuk: "Yazıyor, yazıyor, Cihan Harbi'nin başladığı yazıyor!" diye bağırdı.

Bazılarımızın içinden "İşte beklediğimiz eninde sonunda oldu." dediği yüzlerinden okunuyordu.

Mustafa Sami'yle beraber kıraathaneden ayrılıp okulumuzdaki en sevilen muallimimiz olan Kolağası Bekir Bey'e danışmaya gittik. Ben; bu savaştan okulumuzun nasıl etkileneceğini, hazır mezuniyetimize de az kalmışken bizim savaşta ne rol oynayacağımızı vb. konuları değerli öğretmenimize sual ettik.

Bekir Bey'in cevabı kısa ve netti. Kısacası, henüz biz de bilmiyoruz, zaman içerisinde bizler de sizlerle öğreneceğiz, dedi.

Her şeyden önce acaba savaşa katılacak mıydık? İşte bunu da zaman gösterecekti.

Aradan geçen 2-3 ay zarfında bir sabah uyandığımda Devlet-i Aliyye'nin Rus limanını bombaladığı haberi gündeme bomba gibi düştü. Bununla beraber yurt geneli seferberlik ilan edildi. 18 yaş veya üstü herkes, orduya zorunlu çağrılıyordu.

Biz 25. dönem öğrencilerini erken mezun ettiler çünkü savaşacak personel sayısının artması gerekiyordu, oldu da personel sayısı az olursa teknolojimiz de bununla beraber az olduğundan yenilgi kaçınılmaz olacaktı. Devletimiz, teknoloji eksiğini daha fazla asker temin ederek kapatmaya çalışmıştı.

Teğmen rütbesiyle Kafkas Cephesine gönderildim. 35. Kafkas Tümeni'nde vazife alıyorum. Çok güzel bir de tesadüf yaşadım: en yakın dostum Mustafa Sami de benimle aynı birlikte vazifelendirilmişti. Burada da birlikteydik.

İlk birkaç gün büyük taarruz etmedik. Daha sonra Enver Paşa, Sarıkamış Harekâtı emrini verdi. Hava koşulları çok çetindi, bölüğümdeki çoğu asker donarak şehit olmuştu. 115 kişilik bölüğümden ileri hatta ulaştığımızda sadece 13 kişi kalmıştı. Diğer birliklerde de durum farklı değildi.

İleri hatlarda her an karşı taarruz yemenin endişesi ve kaygısıyla beklemedeydik.

20 Aralığı 21'e bağlayan gece yüksek bir zincirleme düdük sesleri geldi. O an düşman taarruzu altında olduğumuzu anladım.