WebNovels

Dehşet Yolu

elmaşekeri
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
135
Views
Synopsis
Türkçe. *** Can sıkıntısından bir şeyler deniyorum. Okuyucu falan olacağını pek düşünmüyorum.
VIEW MORE

Chapter 1 - Issız Topraklar ve Başıboş köpek

Altındaki sert zemin, taş ve talaş parçaları sırtına ve kalçasına batıyordu. Gözünü açmak için çabalasa da nafile, bulutlar birbirine giriyor, sanki gök iç içe geçiyordu.

Acı tarifsizdi. En son böyle bir acıyı, çocuklukta karnesini kötü notlarla getirdiğinde babası tarafından neredeyse ağlamaktan bitap düşene kadar dayak yediğinde hissetmişti. Annesi babasının elinden kurtarmıştı da, olan olmuştu zaten.

Ellerini hareket ettirmeye çalıştığında omzundan tüm bedenine yayılan ağrıyla titredi. Acı içinde nefeslendi. Üzerinden kamyon mu geçmişti de bu denli çaresizdi?

Gücü yetmeyince nefes nefese yerine yığıldı ve gökyüzüne dikkatini verdi. Ciğerleri bile ağrıyordu. Sanki birisi onu öldürmeyi amaçlarcasına dövmüştü de, tanrı ona acıyıp bir şans daha bahşetmişti.

Biraz daha sakinleştiğinde sonunda gerçekten bir şey düşünebilecek duruma gelmişti. Aklına aniden doluşan düşünceler ve kopuk anıları. Zar zor bilincini açık tutabiliyordu. Bu hale nasıl geldiğini sorgulayamadan, zincirin sert sesi ve kulak zarını yırtan köpek havlaması onu irkiltti.

Zar zor doğruldu, yüksek desibelli sesten olabildiğince uzaklaşması refleksti, başını kaldırdığında aç, karnı açlıktan geri çekilmiş, gözü dönmüş bir canavarla baş başaydı.

Irkı köpekti de, buna köpek diyemezdi. Kurtlar bile daha sakin bir imaj edinmişti, tatlı süs köpeklerini saymıyorum bile.

Sivri sarımsı dişleri öne çıkmış, dudakları tamamen geri çekilmişti. Onu parçalama arzusuyla dolmuş olan köpek zinciri süeekli çekiştiriyor, yapabilse üzerine atlayıp onu lime lime etmek adına can atıyordu.

Tasması dikenliydi, boynunu koruma amacıyla yapılmış gibiydi.

Gözleri ona bakarken neredeyse pörtleyecekti. Ağzından salya akıp duruyordu.

"Bu...kuduz mu?"

İstemsizce daha fazla geri çekildi. Ayağa kalkmak istediğinde ise kendi bacaklarını fark etti. Kısa. Şüpheli derecede kısa.

"Bu ne..?"

İnce ve minik ellerine baktığında kaşlarını çattı.

"Rüya mı-?"

Köpek hırlamaları arka plandayken, anlam veremeden kendi bedenine baktı. Kirli, üzerine bol gelen ve kesinlikle rahatsız edici kumaştan yapılmış bir kıyafet.

"Bu ne..? Patates çuvalı mı giyiyorum?"

Gerçekten anlam veremedi.

Zengin falan değildi ama çuval giyecek kadar da durumu kötü değildi ki!

Çevresine bakınıverdi de, de!

Bağlamdan kopuk parçalar. Beyni bomboştu. Belki de aç olduğu içindir çünkü midesi de bomboştu.

Karnı yardım çığlı atarcasına guruldadı. Acı, açlığın acısı dayanılmazdı.

"Uh-"

Karnını tutarken ayağa kalkmaya çabaladı.

Orman mıydı? Ne işi vardı burada? Kaçırılmış mıydı? Neden kaçırılsın ki..?

Yürüdü. Çok fazla yürüdü. Belki de o kadar da fazla değildi çünkü kısa bacakları.. çelimsiz ve güçsüzdü.

Çevresine bakınıp duruyordu. Belki de başka bir insana rastlardı. Açlık zihnini, aç böcek sürüsü gibi istila ediyordu. Ayak parmakları uyuşup karıncalanırken yürümek daha da zor hale geliyordu..

Bir an geri dönmeyi düşündü.

Dümdüz. Doğrudan. Geri sön. O sinir bozucu köpeği öldür. Ve ye.

Ağzı istemsizce salya üretti ve yutkundu. Midesi ekşimişti. Dahası boğazı da kurumuştu.

Ağaçlara baktı. Yosunlu taraf.. kuzey miydi güney miydi? Su ne tarafta oluyordu ki? Beyni işlem gücünü tamamen kaybetmişti.

Dünya birbirine giriyordu. Sesler iç içe geçmiş ve en sonunda tamamen sessizleşmişti. Ölüm gibi bir sessizlik.

O an ayak seslerini bile duymadı. Tökezledi. Dizi sert zemine çarparken kemikleri ağrıdı ama beyni acı hissini bile kapatmış gibiydi. Zar zor birkaç gölge gördüğünde yutkundu. Konuşmak istedi.

"Su" ya da "yemek"

Midesinin ekşi suyu boğazını tırmanacak gibi oldu ama bedeni güçsüzce seğirdi.

Parmakları ağacın gövdesini sıkıca kavramıştı. Öylesine sıkıca tuttu ki, kıymık parçası derisini delip geçti. Çivi gibi battı ve avuç içini mahvetti.

Burnunun dibindeki yaprak kokusu. Açlık. Yemek istedi. Taze marul gibi kokuyordu.

"Çocuk! Onu yiyemezsin! O zehirli bir bitkidir!"

Kaba bir erkek sesi duyuldu.

Duymamıştı. İştahla ısırdı.

Onu engelleme amacıyla elini uzatan adam, aniden eli ısırıldığında bağırarak çocuğu itti

"..sen! Nasıl böyle vahşi olabilirsin!"

Sertçe ağaç gövdesine çarpan çocuk ise bilincini yitirdi.