WebNovels

Dışlanmış Irklar

Orewa_Pain_desu
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
174
Views
Table of contents
VIEW MORE

Chapter 1 - Tanışma

Adem'den sonra doğan insanların özel güçleri vardı Ve bu insanlar altı ayrı ırk ayrılıyordu. Lotuslar,Bortlar,Neratonlar,Glasserlar,İssiler ve Elementaller. Bu insanlar günümüze kadar yaşamaya devam ettiler ta ki 1939'a kadar. Her ayrı ırktan sadece iki cinsiyet kalmıştı ve çok azlardı. İnsanlar bu ırklara savaş açarak onları yenebileceğini düşünüyorlardı ve savaşa başladılar. Tüm insanlık birleştiler ve onlarla savaşmaya başladılar,ancak bu tek taraflı bir savaştı. İnsanlar yüzlerce silah kullandılar ama özel insanlardan bir kişinin bile burnu dahi kanamadı. Aksi şekilde insanlardan milyonlarca kişi öldü. Böylelikle bu ırklar insanlıktan uzaklaşmak istedi.

Elemental ırkının gücünü kullanarak yerin altında bir tünel açtılar ve bu tünelden kendi oluşturdukları şimdi ki insanlığının var olduğuna inanmadığı Atlantik Şehrine gittiler.

Yıl:2950 ve insanlık teknolojinin zirvesinde araştırmalar yapıyordu.Jane Maryline adındaki kadın bilim insanı Atlas Okyanusu'nun dibine,en aşağısına inmeyi başardı. O ve arkadaşları 15 kişi en dipte arşatırma yapıyordu derken önlerinde bembeyaz bir yuvarlak portala benzer bir şey açıldı. Her ne kadar denizaltını durdurmaya çalışsalarda durmadı ve o portala girdi. Jane hemen koordinatlara baktı ve aynı koordinatta olduklarını gördü sadece yükselti biraz daha aşağıdaydı.Ne! Atlas Okyanusu'nun aşağısı da mı vardı? Birden denizaltına bir insan ışınlandı ya da varlık demeli çünkü bu kişi önlerinde var olur olmaz çok şiddetli bir korku histtiler,bir insan onlara böyle bir korku yaşatamazdı. Çok büyük bir korku hissediyorlardı ama canlı konuşmaya başlayınca Jane onu anladı, bu antik yunancaydı ve Jane bu dili o kadar çok iyi biliyordu ki. "Kimsiniz ve neden buradasınız" canlı bunu kendi dilinde söyledi ama Jane "İngilizce biliyor musunuz?" Diye sorunca canlı başını salladı ardından Jane "Çok güzel, biz aslında bilim insanlarıyız araştırma için bu okyanusun dibine indik sonra bir portal açıldı ve…" canlı hemen araya girerek "Devamını anlatmanıza gerek,yok herhalde bu sizin aracınız bu araçla beni takip edemezsiniz o yüzden benimle dışarı çıkın" dedi ve dışarı ışınlandı onlarda dışarı çıktı.

Jane yanına özel bir kitapta aldı,bu kitap ona büyük büyük atası Mary'den kalma bir kitaptı ve bildiği kadarıyla buna ihtiyacı olacaktı. Canlı onları bir saraya götürdü ve "Lotus Sarayı'na hoş geldiniz!" dedi. Bu şato Jane'e çok tanıdık geliyordu, kitabı açtı ve o sayfayı buldu. Bu sayfa da Mary'nin kendi çizimi olan bir şato vardı ve Lotus Sarayı ile tamamen uyuşuyordu. İçeri girmeleri gerektiğini söyledi canlı. İçeri girdiklerinde her şey sanki bir duman edasıyla havada uçulup sahibini buluyordu.

En ilerde 2 taht üzerinde oturan ve birbirine tıpatıp benzeyen, sadece saç renkleri uyuşmayan ikizler oturuyordu-elinde altın kaplama ciltli kitaplarla- ve kitap okuyordu. Bir anda ikiside aynı anda kafalarını yukarı kaldırdılar. Jane'e kilitlendiler ve havada süzülerek Jane'e doğru yaklaştılar,ama uçarak geldiler yani ne yürüyerek ne de zıplayarak,uçarak geldiler Jane'in yanına.

"Sen Mary Maryline hakkında ne biliyorsun?" Diye sordu beyaz saçlı olan. "Kendisi benim atalarımdan biridir de siz bunu nereden biliyorsun ve ben neredeyim?" Diye sorunca "Belli, auranız neredeyse aynı ve ikinci soruya gelecek olursak sen ve bu bilim arkadaşların Atlantik'tesiniz ve bizim misafirimizsiniz. Çünkü daha önce bu kadar derine kimse inememişti. Acaba koyduğumuz canavarlar çok mu zayıfdı?" Jane daha şoku atlamamıştı. "Siz nasıl? Atlantik? Ne alaka ya? Şimdi demek istiyorsun ki burası Atlantik." Jane kahkahayı patlattı. "Yıllardır burası hakkında araştırma yapıyorum. Ama siz benim atamı nereden biliyorsunuz?" Siyah saçlı olan "Kendisi dönemimizin en iyi iyileştirme ve saldırı büyücüsüdür de ondan sorduk." Diyince "Ne! Ama nasıl imkansız bu? Kendisi yüzyıllar önce öldü!" Dediğinde bu sefer ikizler "Bu kadın dışında hepsini bekleme odasına alın ve oradan dünyaya gönderin!" Diye emir verdi.

Konuya beyaz saçlı olan girdi "Senin bildiğin üzere kendisi yüzyıllar önce öldü ama kendisi şu an 1000 yaşını geçeli 2 asır filan oluyor." Siyah saçlı kardeş "Bizim yaşam enerjimiz çok fazladır bu yüzden herhangi bir insana gücümüzün azını bile versek yüzyıllar boyunca yaşar. Bizim atalarımızdan birisi de ona aşık olup yaşam enerjsinin birazını ona vererek çok uzun yaşamasını sağlamış." Beyaz saçlı olan "Bu yüzden kendisi çok uzun süredir büyü üzerini kafa yoruyor. İsterse seni kendisine götürelim." Dedi ve Jane'in elini tutup birden havalandılar.Jane ilk defa bu hissi tadıyordu, yüzüne vuran hafif rüzgar onu beyaz saçlı kardeş ve siyah saçlı kardeş ile bir yere götürdü. Bu yer yıkık dökük bir yerdi ama çok yoğun bir his taşıyordu, Jane bunun büyü olduğunu işte tam da o zaman öğrendi. "Üzgünüm seninde iznin olmadan elini tuttum." Dedi beyaz saçlı hemen ardından "Hadi içeri girelim de Jane büyük büyük babaannesini görsün, hahahahaha!" Diyerek güldü siyah saçlı kardeş. "S-sen benim adımı nereden biliyorsun!"